Posted in Uncategorized on 05/02/2019 by Eray Ozbek

Dear colleagues,

In the 65th-2019-January issue of Feconews, Dear Editor showed the  courtesy of publishing my article “About Style” and its annexes. I would like to thank them very much.

Now that  I post it also on the internet, I hope this article (which can be considered as a personal manifest) will be able to reach the people who cannot read the magazine.

Because I am very curious about the future reactions (Especially young people’s reactions).

Thanks in advance to those who take the time. Best wishes…

Eray Ozbek – Cartoonist

 

ABOUT “STYLE”

A young colleague asked me why I used 4-5 different graphic styles in my cartoons. I consider this question important and I would like this statement of mine to be regarded as a personal manifest.

In our tradition, it is acceptable for each artist to have a style of his/her own and not to go out of it. It is fine and I respect the artists who succeed in that. Even so, my respect does not suffice to hold to this tradition. Because I am a humorist and cannot accept anything without questioning. Besides I think that the strategic style is more important than the graphic style.

Considering art history; in the beginning, in almost all the branches of art, many generation consecutively have maintained the same style; afterwards, the artists have devoted their whole lives to one, unique style; as approaching the contemporary times, different style periods appear in important artists’ lives. In today’s fast changing world, our life span has got too long to confine oneself to only one style. As well as getting longer literally, it has got longer in terms of increasing capabilities and quickening production processes…

Who decides it is time to stick to a certain style we developed at which age?

            I have strong reasons to insist on trying different graphic styles:

In order to effectively stimulate the target audience, it is a good option -if not a necessity-, to use unusual methods rather than the conventional and inured ways. This method is valid in the eye of the cartoonist’s own audience and during his/her productive years.

Daily evolving, changing and sometimes even extincting capabilities in the communication world and instruments are shifting our established styles.

Personally, a substantial reason why I draw cartoons is that I enjoy it. Furthermore it is the creation process that gives me the joy, not the result… A style that I have tried and developed does not excite me anymore if I cannot go beyond it. You do not have the risk of not succeeding if from the start you know how the cartoon will end up; but there will not be a nice surprise, either. The thrill a child feels when painting is a great thing, because it is unclear whether he/she will be happy with the result or throw the paper away with rage until the very end. Inexperience might be gambling, but open-ended. Mastership on the other hand ties you down, holds you, pulls you and puts you into the same cell. The personal style is a result of mastership. You elaborately build yourself a strong fortress and then cannot get out of it.

In art, the important thing is not what is told, but how it is told. However the cartoon audience wants to at least have a scent of something even if they do not understand what has been told. I believe that rather than struggling for being a unique cartoonist, trying to make my new cartoon a unique one and giving it the chance to progress independently from my former work is a right way to pass my feelings to my audience.

I sincerely answered my colleague’s question that I mentioned at the beginning as “I have not counted, but if I stopped at four or five different styles it means I cannot pull off more and I got stuck somewhere…”

I am including four cartoons of mine in different styles. I do not think that they would have made the same effect if were created with the same style.

ÜSLUP HAKKINDA

Genç bir karikatürcü ”Neden 4-5 farklı üslupta karikatür çizdiğimi” sordu.

Bu soruyu çok önemsiyorum ve bu yazımı kişisel bir manifesto saymanızı rica ederim.

Geleneğimizde, her sanatçının kendine özgü bir üslubu olması ve bunun dışına çıkmaması makbuldür. Bu hoş bir şey ve bunu hakkıyla başaran sanatçılara saygı duyuyorum; ama saygım, bu geleneğe bağlı kalmama yetmiyor; çünkü ben bir mizahçıyım ve hiçbir şeyi sorgulamadan kabul edemem. Ayrıca, stratejik üslubun, grafik üsluptan daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Sanat tarihine bakıyoruz: İlk başlarda, hemen her sanat dalında, peş peşe birçok kuşak, aynı üslubu sürdürmüş. Daha sonraları görüyoruz ki sanatçılar, bütün bir ömürlerini tek ama özgün bir üsluba hasretmişler;  günümüze yaklaştıkça da önemli sanatçıların yaşamlarında, farklı üslup dönemleri ortaya çıkıyor. Her şeyin büyük bir hızla değiştiği günümüzde ise hayat, tek bir üslupla yetinmek için, fazla uzamıştır.  Gerçek anlamı ile uzadığı gibi, imkânların artması, üretimin hızlanması açısından da uzamıştır…

     Hangi yaşımızda geliştirdiğimiz bir üslupta, artık demir atmamız gerektiğine kim karar verecek?

Değişik grafik üslupları denemekte direnmek için güçlü nedenlerim var:

Hedef kitleyi daha etkili uyarmak için, onların kanıksadığı, alışılagelmiş yollar yerine farklı yöntemler kullanmak iyi bir seçimdir; hatta zorunludur. Bu yöntem, karikatürcünün üretim hayatı boyunca ve kendi takipçileri indinde de geçerlidir.

İletişim dünyasında ve gereçlerimizde her gün gelişen, değişen hatta bazen yok olan imkânlar, yerleşik üsluplarımızı ırgalamaktadır.

Şahsen, karikatür çizmemin önemli bir nedeni, bundan zevk almamdır.  Üstelik sonuç değil üretim sürecidir bana bu keyfi veren… Deneyip geliştirdiğim bir tarz, artık dışına çıkamıyorsam bana heyecan vermiyor. Sonunda nasıl bir karikatüre varacağınızı, başlarken biliyorsanız, bir başarısızlık riskiniz yok demektir; ama hoş bir sürpriz de olmayacaktır. Bir çocuğun, resim yaparken duyduğu heyecan, harika bir şeydir; çünkü çalışma bitince bakıp mutlu mu olacak, yoksa kâğıdı hiddetle buruşturup atacak mı bu, işin başından belli değildir. Acemilik, bir kumar olabilir; ama ufku açıktır. Ustalık ise ayak bağıdır, sizi tutar, çeker, hep aynı hücreye kapatır. Kişisel üslup da ustalığın sonucudur, kendinize bin bir emekle taş taş, muhkem bir kale inşa edersiniz, sonra dışarı çıkamazsınız.

Sanatta ne anlatıldığı değil, nasıl anlatıldığı önemlidir; ancak karikatür izleyicisi, ne anlatıldığını anlamasa bile en azından bir şeyler sezmek ister. Duygularımı ona aktarabilmek için, bir yandan özgün bir karikatürcü olmaya çırpınmak yerine,  sadece o yeni başladığım karikatürün özgün olmasına çalışmak, bunun için de o karikatüre, önceden yaptıklarımdan bağımsız gelişme şansı tanımak, bence doğru bir yoldur.

Yazımın başında söz ettiğim meslektaşımın sorusuna içtenlikle şu yanıtı vermiştim: “Saymadım; ama farklı üsluplarımda dört beş tanede kalmışsam, demek ki daha fazlasını beceremiyorum, gene bir yerlere saplanıp kalmışım…”

 

Ayrı üsluplardaki üç karikatürümü ekliyorum.  Bunların tek bir üslupta aynı etkiyi sağlayabileceklerini sanmıyorum.  Bu konudaki düşüncelerinizi rica ediyorum. Saygılarımla…

Reklamlar

Posted in Karikatür - Cartoon on 15/01/2010 by Eray Ozbek

Bunlar, 1962’de “Zübük” Mizah Dergisi’nde yayımlanan iki karikatürüm:

These are my two cartoons which were published in “Zübük” Humour Magazine, in 1962:

Posted in my links: on 01/01/2010 by Eray Ozbek

Şu sitelerde bazı karikatürlerimi daha görebilirsiniz:

You can see some of my cartoons in the websites below:

http://www.vjmovement.com/profile/131 

http://www.irancartoon.ir/world-artists/categories.php?cat_id=69

Posted in CV on 16/12/2009 by Eray Ozbek

Bir eski resim daha…İşte  benim  sevgili  Ahmet  Ağabeyim: Ahmet Gürsoy…1950 -54 arası ilk resim öğretmenim, gerçek bir suluboya ustası  idi. Allah rahmet eylesin.

 He was my first painting teacher, between 1950-54: Dear Ahmet Gürsoy, he was a real master of watercolor. I remember him with much respect and affection.

Posted in CV on 16/12/2009 by Eray Ozbek

Eskimiş bir resim: 1948 geleneksel Bergama kermesinde…

Mehmet Sandık  Efe ile birlikteyim…

 A ruined photo: 1948, Traditional Festival of Bergama.

Me and Mehmet Sandik  Efe…  “Efe” is such a man.

 

Posted in news on 09/12/2009 by Eray Ozbek

…bu da son sergimin davetiyesi…

 

…and this is the invitation of my last exhibition.

This figure is an “efe”.

He is dancing “zeybek” : A folk dance…

In traditional dress of my region (Naturally, there isn’t any ball in original dance).

Posted in my links: on 30/11/2009 by Eray Ozbek

 

http://www.sanalmuze.org/sergiler/contentxy.php?sergi=732&ic=90&pg=0